TARİHÇEMİZ

Tapu ve Kadastro Dairesi, bu günkü yapıya kavuşana kadar birçok aşamadan geçmiştir. Bu aşamaları kısaca açıklamadan önce, böyle bir kuruluşa neden gereksinim duyulduğunu kısaca açıklamakta yarar vardır. Bilindiği gibi Kıbrıs 1571'de Osmanlı Imparatorluğu tarafından fethedilerek Imparatorluk topraklarına katılmıştır. Bu tarihe kadar Kıbrıs'ta Derebeylik hüküm sürmekte idi ve her derebeyin kendi bölgesi içindeki taşınmaz malların sahibi derebeydi. Bu durumda, bir kayıt tutulmasına gerek yoktu. Osmanlı Imparatorluğu'nun fethettiği toprakları belli koşul ve prensipler çerçevesinde, yurttaşlarına dağıtması sonucu kayıt sisteminin oluşturulmasına da gerek duyuldu. Bu gereksinimden kaynaklanan Tapu, 1840 yılında kurulmuş olup Osmanlı Imparatorluğu'nda yürürlükte olan yasalara uygun olarak kayıt ve diğer işlemler yapılmakta idi. Bu yasaların uygulanma alanı ve biçimi ilerdeki konularda detaylı bir şekilde anlatılacaktır. Taşınmaz malların kime verildiğini gösterir belgelerin kaydı şeklinde başlayan kayıt işlemleri sonunda gelişerek halka geniş hizmetler sunan iyi örgütlenmiş bir dairenin meydana gelmesine neden olmuştur.

Ada'nın, Ingiliz kolonisi olarak yönetildiği 1878-1960 döneminde, daha önce oluşturulan sistem eliştirilerek günümüzde uygulanan şekle getirilmeye çalışılmıştır. Kanlı Noel'in yaşandığı 21 Aralık 1963 tarihine kadar Tapu ve Kadastro Dairesi de tek bir Daire olup rum ve Türkler birlikte çalışmakta idi. Bu olayların başlaması üzerine ve Türklerin can güvenliğinin olmaması nedeni ile tüm Türk kamu görevlileri görev yerlerini terk ettiler. Rumların yönetime tek başlarına el koymalarına ve uluslararası platformlarda sürdürdükleri baskı ve ambargolara karşın bizler de kendi yönetim sistemimizi kurmakta Anavatanımızın büyük ve vazgeçilmez desteği ile büyük çaba harcadık. Bu çabalar sonucu önce Geçici Türk Yönetimi, daha sonra Otonom Kıbrıs Türk Yönetimi daha sonra Kıbrıs Türk Federe Devleti ve en sonunda da şimdiki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti oluşturuldu. Tapu ve Kadastro Dairesi de bu gelişmeye koşut olarak ve günün gereksinimlerine bağlı olarak yönetim birimleri arasında yerini aldı. Bu gelişmeyi kısaca özetlemek gerekirse, 21 Aralık 1963 ile 30 Temmuz 1975 tarihleri arasında kuruluş amacındaki işlevlerini yerine getirememekte sadece basit işlevler sürdürmekte olduğunu, 20 Temmuz 1974'te gerçekleşen Mutlu Barış Harekatına kadar da Türklerin bile taşınmaz mallarına ilişkin çoğu işlemleri Rum Tapu ve Kadastro Dairesi'nde yapmak zorunda bırakıldığını ve çok büyük zorluklarla karşı karşıya kaldıklarını söyleyebiliriz. Mutlu Barış Harekatı'ndan sonraki gereksinimler, Dairemizin önemini ortaya koymuş olup işlevlerini tam olarak yerine getirmek üzere yeni baştan düzenlemeye tabi tutulmuştur. Dairemizin zaman içerisindeki gelişimini gösterir düzenlemeler aşağıda açıklandığı gibidir: 21 Aralık 1963 tarihinde Tapu ve Kadastro Dairesi personeli olan kamu görevlilerinin büyük bir bölümü özel görevli olarak mücahitlik veya başka dairelerde (örneğin Icra Heyeti olarak bilinen kurumda) çalışmakta idi. 1968 yılındaki Toplumlararası görüşmeler çerçevesinde varılan anlaşma uyarınca Toplumumuz elinde bulunan Lefkoşa Ilçesine ait tapu kütük ve defterlerinin bir kısmı Rumlara verilirken bir kısmı bizde bırakılarak Rumlara verilenlerin filimleri alınmıştır. Bu dönemde işlem yapmak isteyen kişiler Yönetime başvurmakta ve defterler çok az? sayıdaki görevli tarafından Rum tarafına götürülerek işlemin yapılarak kayıt işleminin yapılması sağlanırdı. Lefkoşa'nın kontrolümüzdeki bölümünde bulunan taşınmaz malların parselasyon işlemlerine ilişkin ölçme işlemleri Türk kadastro memuru tarafından yapılmakta, kayıt işlemleri ise Rum Tapu ve Kadastro Dairesi tarafından tamamlanmakta idi. Kontrolümüzdeki diğer bölgelerdeki sınır anlaşmazlıkları Türk memurlar tarafından yapılmasına karşın kayıt gerektiren tüm diğer işlemlerin Rum Tapu ve Kadastro Dairesi nezdinde yapılması bir zorunluluktu. Lefkoşa Ilçesindeki taşınmaz mallara ilişkin tapu bilgileri ve harita istekleri karşılanabiliyordu. Bu dönemde Lefkoşa'daki Tapu ve Kadastro Dairesi'nde fiilen çalışan personel sayısı 14 idi

Kamu görevlilerinin asli görevlerine dönmeleri çalışmaları çerçevesinde münhaller ilan edilerek kadro sayısı 1973'te 20'ye çıkarılmıştır. Güney'den gelen memurlarımızın da asli görevlerine dönmesi ile Nisan 1975'te kadro sayısı 32'ye yükseldi. 19 Şubat 1975'te alınan 6271 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Tapu ve Kadastro Dairesi'nin re-organizasyonu kararlaştırılmış ve bu yöndeki çalışmalar başlatılmıştır. Daire'de yapılacak işlemlerle ilgili olarak Türkler arasındaki işlemlerde herhangi bir kısıntı olmamakla beraber yabancılarla ilgili bazı kısıtlamalar getirilmişti. Bu çalışmalar sonucu münhaller öncelikle doldurularak personel sayısı 50'ye çıkarılmış olup 1 Ağustos 1975'te tüm işlemleri (bazı istisnalar dışında) yapmak üzere faaliyete geçmiştir. 

Anormal durumun zorunlu kıldığı ve yeri geldikçe anlatılacak olan yasal düzenlemeler yanında (Tapu ve Kadastro Dairesi (Özel Kurallar) Yasası) yeniliğe yönelik yasalar da (Taşınmaz Mal (Devir ve Ipotek) Yasası) hazırlanarak yasalaştırılmıştır. Tapu ve Kadastro Dairesi kadrosuna ilişkin ilk yasal düzenleme, Genel Kadro Yasası ve bu yasa altında yapılan tüzük ile oldu. 16/1981 sayılı bu yasada tüm bakanlık ve dairelerin yanında dairemizin de kadrosu belirlendi. Buna göre kadro sayısı 98 idi. Ayni yasa altında hazırlanan hizmet şemasının tamamı da resmi gazetenin Ek III'de 464 sayılı Amme Enstrümanı altında yayınlandı. Halen yürürlükte olan ve her personelimizin bilmek durumunda olduğuna inandığım ve bu nedenle de aşağıya alınan Tapu ve  Kadastro (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasası da yasalaştırılmıştır.